Retinitis pigmentosa (RP), genetik geçişli ve ilerleyici bir retina
distrofisi olup, fotoreseptör hücrelerin (özellikle rod ve konilerin)
dejenerasyonu ile karakterizedir. Bu durum genellikle gece körlüğü ile başlar
ve zamanla periferal görme kaybı ile ilerleyerek tünel görüşüne ve nihayetinde
merkezi görme kaybına yol açabilir.
Retinitis pigmentosa, yaklaşık her 3.000–4.000 kişiden birinde
görülmektedir. Otozomal resesif (%50–60), otozomal dominant (%30–40) ve X’e
bağlı resesif (%5–15) kalıtım kalıpları bildirilmiştir. RP genellikle genç
yaşlarda teşhis edilir ve ilerleyici bir seyir gösterir.
RP, genetik heterojeniteye sahip bir hastalıktır. Günümüze kadar 100’den
fazla genin RP ile ilişkili olduğu belirlenmiştir. En sık mutasyona
uğrayan genlerden bazıları şunlardır:
·
RHO (Rodopsin): Otozomal
dominant RP'nin en yaygın nedenidir.
·
USH2A: Usher sendromu tip 2’ye
neden olurken, non-sendromik RP’de de mutasyonları gözlenir.
·
RPGR: X’e bağlı RP’nin en sık
karşılaşılan genidir.
·
PRPH2, CRB1, PDE6A/B: Diğer
önemli RP genleri arasındadır.
Genetik testlerin artması, hem hastalık mekanizmalarının aydınlatılmasına
hem de hastaya özgü tedavi yaklaşımlarının geliştirilmesine katkı
sağlamaktadır.
Hastalık tipik olarak gece körlüğü (nyktalopi) ile başlar. Takiben görme
alanı daralır ve son aşamada merkezi görme etkilenir. Tanı koymak için
kullanılan başlıca yöntemler:
·
Fundus muayenesi: Pigment
birikimi (kemik hücresi görünümü), optik disk solukluğu, damar daralması
gözlenir.
·
Elektroretinografi (ERG):
Fotoreseptörlerin elektriksel aktivitesini ölçer; RP'de ERG yanıtları belirgin
şekilde azalmıştır.
·
OCT (Optik Koherens Tomografi):
Retina tabakalarının morfolojik değişimini değerlendirir.
·
Genetik analiz: Tanıyı
doğrulamak ve aile bireylerini taramak amacıyla kullanılır.
RP'nin kesin bir tedavisi bulunmamakla birlikte, ilerlemeyi yavaşlatabilecek
ya da semptomları hafifletebilecek bazı yaklaşımlar mevcuttur:
·
Vitamin A Palmitat: Bazı
formlarda hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilir (doz ve karaciğer
fonksiyonları açısından dikkatli izlenmelidir).
·
Retinal implantlar (biyonik göz):
Geç evre RP hastalarında ışık algısını artırabilir.
·
Gen tedavileri: FDA onaylı ilk
gen tedavisi olan voretigene
neparvovec-rzyl (Luxturna), RPE65 mutasyonuna sahip hastalarda
kullanılmaktadır.
·
Kök hücre tedavileri: Klinik
araştırma aşamasında olup, umut vadeden bir diğer alandır.
·
CRISPR-Cas9 uygulamaları: Gen
düzenleme yöntemleriyle RP mutasyonlarının hedeflenmesi üzerine çalışmalar
devam etmektedir.