Uzun yıllardır biyoloji ders kitaplarında proteinlerin üç boyutlu yapılarının büyük ölçüde amino asit dizileri tarafından belirlendiği anlatılır. Ancak son dönemde yayımlanan bir araştırma, bu klasik görüşe önemli bir ekleme yapıyor. Araştırmacılar, haberci RNA'nın (mRNA) uzun süre göz ardı edilen kuyruk bölgesinin, bazı proteinlerin doğru şekilde katlanmasına doğrudan katkı sağladığını ortaya koydu.
Proteinlerin görevlerini yerine getirebilmesi için belirli bir üç boyutlu
yapıya sahip olması gerekir. Yanlış katlanan proteinler ise işlev kaybına
uğrayabilir veya hücre içinde zararlı etkiler oluşturabilir. Bu nedenle protein
katlanması, hücresel yaşamın en kritik süreçlerinden biri olarak kabul
edilmektedir.
Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi'nde yürütülen çalışmada
araştırmacılar, mRNA'nın 3' untranslated region (3'UTR) olarak adlandırılan
kuyruk kısmının yalnızca düzenleyici bir bölge olmadığını gösterdi. Bulgulara
göre bu bölge, özellikle büyük ve karmaşık düzenleyici proteinlerin sentezi
sırasında bir tür moleküler rehber gibi davranıyor. Böylece protein zincirinin
doğru şekilde şekillenmesine yardımcı oluyor.
Çalışmada dikkat çeken noktalardan biri, intrinsik düzensiz bölgeler (IDR)
içeren proteinlerin bu mekanizmaya daha fazla ihtiyaç duyması oldu. Bu
proteinlerde bulunan bazı amino asit kümeleri, sentez sırasında yanlış
etkileşimlere girerek hatalı katlanmaya yol açabiliyor. Araştırmacılar,
mRNA'nın 3'UTR bölgesinin bu riskli bölgelerle etkileşime geçerek proteinin
doğru yapıyı oluşturmasına yardımcı olduğunu belirledi.
Elde edilen sonuçlar, RNA'nın yalnızca genetik bilgiyi taşıyan pasif bir
aracı olmadığını gösteriyor. Aksine RNA, protein üretim sürecine aktif olarak
katılan ve proteinlerin işlevsel hale gelmesinde rol oynayan önemli bir bileşen
olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum, moleküler biyoloji alanındaki mevcut
anlayışın yeniden değerlendirilmesine neden olabilir.
Araştırma ekibi, insan genomundaki yaklaşık 2.700 genin bu mekanizmadan
yararlanabileceğini öngörüyor. Bu sayı, protein kodlayan genlerin yaklaşık
sekizde birine karşılık geliyor. Dolayısıyla söz konusu keşif yalnızca birkaç
özel protein için değil, hücresel düzenlemede görev alan çok geniş bir protein
grubunu etkileyen temel bir biyolojik mekanizmayı ortaya koyuyor.
Bu bulguların laboratuvar çalışmalarına da önemli yansımaları olabilir.
Çünkü birçok deneyde araştırmacılar yalnızca proteinin kodlayıcı dizisini
kullanırken, 3'UTR bölgesi sıklıkla deney tasarımlarından çıkarılıyor. Yeni
çalışma ise bu bölgenin yokluğunda üretilen bazı proteinlerin doğal yapılarını
tam olarak kazanamayabileceğini düşündürüyor. Bu nedenle gelecekte protein
işlevlerini inceleyen araştırmalarda mRNA kuyruklarının da dikkate alınması
gerekebilir.
Kaynak